 |
|
Feyzi Halıcı-1 |
|
Feyzi Halıcı-2 |
|
Mehmet Aydın |
|
Tamilla Abbasxanlı (Aliyeva) |
|
A.Turan Alkan |
|
Abdurrahim Karakoç |
|
Ahmet Tufan Şentürk |
|
İsmail Kara |
|
Lütfi Kılıç |
|
Mehmet Ali Kalkan |
|
Saffet Devrim |
|
Muharrem Kubat |
|
Sadettin Kaplan |
|
İsa Kayacan |
|
Abdülkadir Güler |
|
Ali
Abdülkerimoğlu |
|
Halil Gürkan |
|
Mustafa Ceylan |
| |
|
Feyzi Halıcı'dan
Rasim Köroğlu'na
|
-
"Nasreddin
hoca misali şiirleri nükte dolu,
-
Çıtayı gökyüzüne
uzattı Rasim Köroğlu"
-
Şiir insanı eğiten
bir eğitmendir, bir değirmen nice öğütürse, buğday
tanelerini. İnsan en sevecen, en kutsal, en anlamlı
güzelliği, teklikte, bir olmada, elde bir olmada
bulur.
-
Bir aynada yankılanan
güzellik biricedir, tektir. Bu tek, bin parçaya bölünürse
aynada bin salkım-saçak görüntü meydana getirir.
Bu nedenle aynalarımızın tek olarak kalmasına özen
gösteriniz !
-
Şiirimiz de böyledir.
Günümüzde şiir gelip sözcüğe dayandı
diyebiliriz. En az'ı en öz söyleyebilme sanatıdır,
şiir. Okuyucu sonuca yarım kilo çekirdek çiğneyerek
kavuşmak istemiyor, artık.
-
"İnsanız,
sanmayın kemiğiz, etiz,
-
Ne yalın başlangıç,
ne nihayetiz.
-
Maddeyle manayla
kurulu dünyada,
-
Sesli, sessiz iki
harften ibaretiz"
-
Bu şiirin
adı nedir diye sorarsanız, açıklayayım, Hü'dur.
Yani Hüvelbaki, daima var olan, Hayy ve Kayyum olan.
İnsanın her hali bir değildir, aynı değildir.
Her an dünya yenileniyor. Zaman çekirdeğini kırabilen,
zamanın fay hattını belirleyen bir babayiğit çıktı
mı bugüne değin? İnsan her an kendinin tekrarıdır.
Var-oluş süresizdir ve gerçek güzel, zamanı tapşırır,
her sefer yenice, dirice ve şiirce olarak.
-
Şiir
geleceğe bir çağrışımdır, bir müjde çiçeğidir,
yaşanılan zamanın bir savunmasıdır. Önemli olan
düşünceyi, bir musiki ahengi içinde nakış nakış
anlayan, bilen, seven gönüllere sunabilmektir.
-
Şimdileyin,
şiir vadisinde bu gerçekleri bilen, gören ve yaşayan
bir şair, Rasim Köroğlu at koşturuyor. Zamanın
gerçekleri yansıtan ekranını kendine konu yapmış.
Kılı kırk yararcasına öyle tespitleri var ki
insanı hayret ve hayranlık içinde bırakıyor.
Kara mizahla dolu değil mısraları. O'nda Şair Eşref'in
zeka dolu, büyük bir olayı bir iğne deliğine sığdırabilme
gücü var. Yıkıcı değil görüşleri, yapıcı
ve eğitici. Acıyı espri yüksüğü içinde bal
eylemek sanatı ve becerisi ona alın yazısı
olarak, dad-ı hak olarak verilmiş. Gökdürbünü
örneği gözleriyle, insan sevgisine açık gönlüyle,
yepyeni bir dili terennüm eden kalemiyle sanat
vadisinde yol alacağına inanıyor, kendisini candan
kutluyorum.
|
|
|
|
| |
| |
Mehmet Aydın'dan Rasim Köroğlu'na
 |
| Çok değerli
hemşehrim Rasim Bey, günümüze çok boyutlu bir
projektör tutan yergisel kitabınız olan "Körün
Taşı"nı zevkle okudum. Elinize ve beyninize sağlık.
Böylece o kıraç toprakların eğitimle neler yetiştireceğini
öğreniyor insan. |
|
| |
|
Doc.Tamilla Abbasxanlı (Aliyeva)
- Bakü / Azerbeycan

|
|
ÖZÜNE DAŞ ATAN İNSAN-RASİM
KÖROĞLU
|
|
Bir
neçe ilin sohbetidir. Türkiye'de - Eskişeher
deyilen bir bölgede (bu yer hem de Y. İmre'nin adıyla
meşhurdur) Y. İmre konfransına iştirak edirdim.
Enenevi olaraq konfranstan sonra şer şöleni keçilirdi.
Onuda
deyek ki, Eskişeher'in çox meşhur şairleri var.
Bunlar Eskişeher'de gözel bier dernek gurublar,
derneye Türkiye'de ve Eskişeher'de hamının yaxından
tanıdığı, hörmet etdiyi şair İ.Sağır başcılıq
edir. Yene de şer şöleni idi, şairler birbirini
evaz edirdi, yerden ise ara-sıra sesler duyulurdu:
Rasim Koroglu.
Düşündüm,
kimdir bu Rasim Koroglu? Tamaşacıları intizarda
qoyaraq sözü lap sonda Rasim beye verdiler.
Zal
uğuldadı, her terefden "Rasim bey" sözlerini
eşittim. Marağım daha da güclendi. Rasim bey
mikrofonu eline aldı, sakit görkemiyle şerini
oxumağa başladı. Birinci şerden sonra yerden
sifarişler geldi:
"Televiziya",
"futbol", "Aristokratlar süfresi",
Deli kimi sevirem" ve s. Zaldan qulağıma gelen
seslerden anladım ki, sehere kimi Rasim bey şer
oxusa, bunlar evlerine geden deyil ve üreyimde: -
Ehsen bele şaire.... Şeri bele yazarlar - dedim.
Rasimin
şerleri xalq arasından, gündelik qayğılardan
qidalanaraq yazılmışdır. İnsanları incitmeyen
tenqiddir, amma içinde ciddi belalar var bu
incidmeyen tenqidin, çox düşündürür. Bizim
Sabir, Celil kimi... insan gülür, ona ele gelir ki,
başqasına gülür, eslinde ise...
Beli,
Rasim bey Sabir kimi milleti deyil, özünü düşünenleri
tenqid edir, güldürür, düşündürür.
Rasim
beyin maraqlı bir şeri var. "Yazın meni deli
deya". Beli, ölkesinin, xalqının bu qeder
problemini gören Rasim bey deyir: Ağıllı olub dünyanın
derdini çekmekdense deli ol, qoy senin derdini çeksinler....
-Biz size etiraz edirik, Rasimbey - siz bu xalqa çox
lazımsınız....Sabir, Aziz Nesin, Mirze Celil kimi....
Rasim
Korogluya yaradıcılıq uğurları dileyir ve
deyirik: Qeleminiz her zaman keserli olsun. |
|
| |
|
|
| |
Abdurrahim
Karakoç'tan Rasim Köroğlu'na
 |
|
Rasim Köroğlu, heceyle şiir yazıyor ama
daha çok hicve yönelmiş... Hani, saf ve halis Anadolu ağzıyla
yazdığı hicivler de yabana atılacak türden değil.
Aksine, usta bir şair...Konuları ironik şekilde
dramatize etmesi son derece güzel. İncelikler içinde günümüzü
eleştiren Köroğlu, halkımıza kendilerini gösteriyor.
|
|
| |
Ahmet Tufan Şentürk'ten Rasim Köroğlu'na
 |
|
Rasim Köroğlu'nun sevgi dünyasında,duygu
dünyasında günlerce gezindim. "Körün Taşını"
her okuyan payına düşeni almıştır dedim, ben de payıma
düşeni aldım. Rasim Köroğlu'nun hicve yakın tatlı
sert kara mizahlarını okurken ruhları aydın olsun
Nefi'yi, Eşref'i, Neyzen'i ve benzeri söz ustalarını
hatırladım. "Körün Taşı" kitabının çevresinde
dolaşıp durdum. Aylardan beri kitap elimden, şiirler
dilimden düşmedi. |
|
| |
İsmail
Kara'dan Rasim Köroğlu'na
 |
-
Değerli şair kardeşlerimizden
birisi de Rasim Köroğlu...
-
Köroğlu'nun tek kelimeyle
"Harika" diyebileceğimiz taşlamaları, öteden
beri dergilerde, gazetelerde yayınlanmakta, radyo ve TV’lerde
okunmakta idi.
-
Köroğlu'na herkes kitap soruyordu. "Kitabından
edinebilir miyiz?"
-
Nihayet bu sorulara dayanamadı.
Kasım 1999 da ilk kitabını çıkardı.
|
|
| |
Lütfi
Kılıç'tan Rasim Köroğlu'na
 |
|
Aşıklık geleneğini bilen,yaşayan halk
ozanlarının geneline yakınını tanıyan, doğaçlama söyleyen,
atışma dalında oldukça başarılı olan şairimiz;
milletin sinesinden çıkmış, derin sezgisi, keskin gözlemi
olan yapmacıktan uzak geçimsizlikten rahatsız mert
vefalı ve özge bir dost olan Rasim Köroğlu bu
topraklarda doğan, namları asırlar ötesinden günümüze
gelen Yunus'umuzla Hoca Nasreddin'imizin özelliklerini
özünde taşımaktadır. İkisinin özellikleri ile
birlenen Rasim'in varlığının o iki büyüğümüzün
ruhlarını şad edeceğine inanıyorum.
|
|
| |
Mehmet Ali Kalkan'dan Rasim Köroğlu'na
 |
|
Rasim, gördüklerini yaşadıklarını gönlüne
yerleştirmiş. Olaylara daha çok mizahi açıdan bakmış. Zaten
kendi hayatı da öyle. Onunla geçirdiğiniz her zaman
diliminde gülmekten fazlasıyla nasibinizi alırsınız.
Rasim’in şiirlerinde Anadolu var, Anadolu insanı
var, yaşadıklarımız var, kısaca biz varız. Attığı
taşlar hemen herkese değer geçer. Gerçekten tebessüm
ettirir, düşündürür. Onun şiirlerinde herkes
kendinden bir şeyler bulur.
|
|
| |
Saffet Devrim'den Rasim Köroğlu'na
 |
|
Rasim Köroğlu şu anda emekli öğretmen
olarak aramızdadır.O kanaatteyim ki,bundan sonra
hicivlerini daha çok, daha isabetli ve sürekli olarak
yazacak, daha çok kitap basarak Türk Edebiyatına
hizmet edecektir. "Körün Taşı" kitabı
bunların müjdesi olarak kitaplığımızda yerini bulmuştur.
Rasim Köroğlu, mütevazi bir insandır. İnsan kendisini
aynada seyreder ama Rasim Köroğlu kadar kendisini
anlatamaz. |
|
| |
|
Muharrem
Kubat'tan Rasim Köroğlu'na
 |
|
Rasim Köroğlu'nu
tanıtabilmek için çocukluğumun belgesel bir anısıyla
konuya girmek istiyorum. Söyle ki; Emirdağ'ın Güveççi
Köyü İlkokulu'na başladığımızda bizlerin üç-beş
ayda zor öğrendiği okuma-yazmayı, Mustafa Karakoç
adında bir arkadaşımız kırk günde öğrenmişti.
Kader, bizleri öğretmen etti. Mustafa o zekasıyla
köyde kaldı. Uzun süre yaşamını mağara bozması
bir evde devam ettirdi. Çileli yaşamı ve onunla mücadelesi
hala sürüp gidiyor.
Rasim Köroğlu'nun
şiirlerini ne zaman okusam, hemen Mustafa aklıma
gelir. Mustafa'nın o keskin zekasıyla Rasim'in şiir
yeteneği gözümün önünden bir sinema şeridi
gibi geçer. Mustafa'nın zekasının farkında olmadığı
gibi, acaba, Rasim de bugüne kadar şiir yeteneğinin
farkında olmadı mı derim. Çünkü sayın Köroğlu,
öğretmen olarak 19 yıl köylerde çalışmış,
Eskişehir'e geleli 6 yıl olmuş. Üç yıl önce
aramıza katıldığı ilk günlerde; "Sayın
hocam, sizin üslubunuz çok farklı, şiirleriniz de
çok çok güzel..." denildiğinde bu sözleri
çekimser bir tavırla karşılamış ve hiç de
itibar eder görünmemişti. fakat birlikte olduğumuz
bu üç yıl içinde katıldığımız toplantılarda
okuduğu şiirleriyle tüm dikkatleri üzerine çekmiş
ve o esnada orada bulunanlara gıpta ile şiir
dinleme zevkini tattırmıştır. Ayrıca bu kısa süre
zarfında, Türkiye genelinde açılan şiir yarışmalarında,
birincilik dahil, çok sayıda ödül almıştır.
Bu
denli duygularımı böylece belirttikten sonra, şairliğiyle
de ilgili olarak bazı düşüncelerimi aktarmak
istiyorum. Köroğlu'nun
şiirleri, toplumsal içeriklidir. Çünkü konularını
halkın arasından ve günlük yaşamdan gözlemleyerek
almaktadır. tatlı bir hiciv türündedir. Okuyucuyu
hem güldürür, hem de uzun uzun düşündürür.
Hiciv yönüyle Hayyam'ı, düşündürücü yönü
ile Neyzen Tevfik'i andırır. Üslup akıcı ve yalındır.
Anlatımlarında doğallığı kendine görev sayar.
Zaten istese de süslü-püslü cümleler kullanamaz.
Rasim
Köroğlu'nun yazmış olduğu şiirlerde hicivle güldürü
adeta bütünleşmiş gibidir. Bir başka deyişle iç içedir.
Bugüne dek yazılan Türk şiirinde ender görülen
olgulardan biridir bu. Hiciv yönüyle Hayyam'ın rübaileri
kadar anlamlı ve ağır, güldürü yönüyle de
Neyzen Tevfik'in şiirleri kadar düşündürücü ve
tatlıdır.
Bu
denli bir yetenekle, bugüne kadar nerde kaldın be
Rasim diyor, Türk şiiri için, kendine özgü üslubunla
senden çok şey beklediğimi şiir severlere
duyurmak istiyor, Gözlerinden şiir adına defalarca
öpüyorum.
|
|
|
|
| |
İsa
Kayacan'dan Rasim Köroğlu'na
 |
|
Eskişehir'den Rasim Köroğlu
Hoca, taşlama konusunda ustamı usta. Her mısraı, her
kelimesi ağırlıklı taşlarla karşımıza çıkıyor.
Toplumun genel fotoğrafını çekip, küçük kareler
halinde incelemeye tabi tutan bu inceleme sırasında hiç
mi hiç hatır-gönül dinlemeden, gerçekleri nasıl görüyorsa
yazıp, söyleyen Rasim Köroğlu'nun taşlamaları toplantılarımızın
sabırsızlıkla, hasretle beklenilen şiirleridir.
Çünkü Rasim Köroğlu, şiirleştirdiği,
taşlamalarıyla seslendiği her şiirinden önce, bir kamera hassaslığıyla
tespitlerde bulunuyor, değerlendirmelerinden sonra okurlarının karşısına
çıkıyor. Başarının sırrı da galiba burada saklı efendim.
|
|
| |
Abdülkadir Güler'den Rasim Köroğlu'na
 |
|
Rasim Köroğlu'nun şiirlerini
daha önce sanat ve kültür dergilerinde okumuştum.
Ancak Ankara-Elmadağ'da bir araya gelince daha da yakından
tanıma fırsatı buldum. Hareketli, canlı ve dikkatleri
üzerine çeken nüktedan bir kişiliğe sahiptir. Taşlamayı-hicvi
sevenlere diyorum ki Rasim Köroğlu'nun adını bir köşeye
yazınız. |
|
| |
|
Ali Abdülkerimoğlu'ndan
Rasim Köroğlu'na
 |
- Türk şiir ve edebiyatına, özellikle
halk şiir edebiyatına derinlemesine vakıf ve o dalda gerçekten uzman
olan bu müstesna kişiyi çok geç tanımış olmama esef ettim,
hayıflandım. Kısa sohbetimizde kendisinden çok şeyler öğrendim. Öyle
ki bu yaşta bile onun "rahle-i tedrisinde" diz çöküp feyz almak
isterdim.
Köroğlu, hiciv ve taşlamalarıyla ele aldığı konu ve kişileri, mizahın
güldürürken düşündüren üslubu içinde dile getirerek gönülleri
incitmeden en çarpıcı biçimde ifade edebiliyor.
Ben onun kendisi ve şiirleri hakkında bir şeyler söyleyebilecek
durumda değilim.
- Zira o benim ölçülerime sığmaz.
|
|
| |
|
Halil Gürkan'dan Rasim
Köroğlu'na
 |
- Sayın Rasim Köroğlu'nu benim kadar
tanıyan çok fazla insan yoktur diye düşünüyorum. Niyetim onu sizlere
tanıtmak değil, zira sizler senelerdir zaten tanıyorsunuz.
- Ben şairlik yönüyle ilgili biraz
ayrıntıya girmek istiyorum. İstemesine istiyorum da böylesine güzel,
böylesine anlamlı okunduğu zaman dinleyenlerin tümünü gülme
krizine sokan şiirler yazan birisini de sizlere tüm özellikleri ile
nasıl anlatırım onu bilemiyorum.
|
|
| |
 |